Rekabet Kurulu Kararına Dayalı Olarak Rekabet Kuruluna Başvuran Şikayetçi Şirketin İkame Edebileceği Tazminat Davasının Zamanaşımı Yönünden Değerlendirilmesi

Rekabet Kanununda tazminat talebinin tabi olduğu zamanaşımı süresi ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir, bu nedenle rekabet ihlalinden kaynaklı tazminat davalarının zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanununda (“TBK”) düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre belirlenecektir. TBK’nın 72. maddesinde üç ayrı zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süreler, olağan süre, azami süre ve ceza zamanaşımı süresidir. TBK’nın 72.maddesi; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmünü amir olup; bu madde uyarınca haksız fiil sorumluğunda iki yıl ve on yıllık zamanaşımı süreleri mevcuttur. On yıllık süre, azami süredir, on yılın dolmasıyla zarar ve tazminat yükümlüsü sonradan bile öğrenilse, iki yıllık sürenin işleme imkanı da ortadan kalkar.[1] On yıllık süre içinde herhangi bir yerde iki yıllık sürenin işlemiş olması, artık on yıllık sürenin de işlerliğini ortadan kaldırır.[2]Bu itibarla, rekabet kurallarının ihlali nedeni ile açılacak tazminat davaları iki ve on yıllık zamanaşımı süresine tabiidir.

Burada önem arz eder husus, zamanaşımının hangi süreden itibaren başlayacağıdır. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi’nin 12.02.2009 T., 2008/9866 E., 2009/1920 K. sayılı ilamında; “uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı, failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir” şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu karardan da anlaşılacağı üzere, zamanaşımı süresinin başlaması için, davacının, zararın mahiyeti ve esaslı unsurlarını ve davanın gerekçelerini öğrenmiş olması gerekir. Zararın öğrenildiğine kanaat getirilmesi için zararın varlığının, niteliğinin ve temel unsurlarının tespit edilmesi gerekir.[3]

Buna göre, zamanaşımı süresinin Rekabet Kanunu’nun “Kararların Yazılması” başlıklı 53.maddesi uyarınca Kurul’un internet sitesinde yayınlandığı tarihte başlamasının yerinde bir uygulama olacağı kabul edilmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi’nin 2017/2596 E., 2019/56 K. sayılı ve 24.01.2019 T.ilamı; “Rekabet Kurulu, 24.06.2010 tarihli kararı ile idari para cezasına hükmetmiş ve işbu dava ise söz konusu kararın davacıya tebliğ ile birlikte zamanaşımı süresinde açılmıştır. Davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı kabul edilerek ve davalının buna ilişkin zamanaşımı def’i reddedilip işin esasının incelenerek hüküm tesis edilmesinde bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmıştır” şeklindedir. Bu kararda da; zamanaşımın Rekabet Kurulu kararının tebliği/öğrenilmesi ile başlayacağı ifade edilmiştir. Tam da bu noktada ifade etmemiz gerekir ki, Yargıtay’ın bir kısım kararlarında ise ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 30.03.2015 T., 2014/13296 E., 2015/4424 K. sayılı ilamı) zamanaşımın RK’ya başvuru tarihinden itibaren başlaması gerektiği belirtilmiştir. Gelinen aşamada Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin şu andaki yerleşik görüşü, zamanaşımının en erken gerekçeli kararın “Kararların Yazılması” başlıklı kanunun 53.maddesi uyarınca kurulun internet sitesinde yayınlandığı tarihte başlamasının yerinde bir uygulama olacağı şeklindedir. [4]

TBK 72 ceza zamanaşımı da düzenlenmiş olup, bu maddeye göre, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Ceza dava açma süresinin uygulanabilmesi için fiilin suç teşkil etmesi yeterlidir, bu suç hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmış olması önemli değildir. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’unda öngörülen idari para cezalarının 5326 sayılı Kabahatler Kanunun (“KH”) 20.maddesinde düzenlenen soruşturma zamanaşımına ilişkin sürelere tabi olduğu anlaşılmaktadır.  KH’nın 20.maddesinde, idari para cezası gerektiren hallerde zamanaşımı süresinin 8 (sekiz) yıl olacağı ifade edilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 27.10.2015 T., 2015/3450 E., 2015/11139 K. sayılı ilamı; “30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı KH’nın 2.maddesinde, idari yaptırım gerektiren eylemlerin kabahat niteliğindeki suçlar olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. KH’nın 16.maddesinde ise idari para cezası idari yaptırım türleri arasında sayılmıştır. Yine aynı kanunun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20/4 maddesinde ise nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi 8 (sekiz) yıl olarak belirlenmiştir. Davacı tarafın Rekabet Kurumuna başvurduğu tarih ile dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde, dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.” şeklinde olup; ceza zamanaşımı süresinin (8 (sekiz) ) yıl olarak uygulanması gerektiği belirtilmiştir.   

[1] Oğuzman/ÖZ, Borçlar Genel Hükümleri, C.II, s.80

[2] Oğuzman/ÖZ, Borçlar Genel Hükümleri, C.II, s.80, para.228

[3] Oğuzman/ÖZ, Borçlar Genel Hükümleri, C.II, s.80, para.218

[4] İlhan Yiğit, Tazminat Sorumluluğu, s.329

Hazırlayan
← Yayınlara Dön