Tazminat talebinde ilk değerlendirilmesi gereken husus; olayda bir hukuka aykırı fiil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bunun için de öncelikle “hukuka aykırı fiil”in tanımlanması gerekir, yani hangi eylemin Rekabet Kanunu’na aykırılığı sebebiyle tazminat talep edilmektedir, bu tanımlanmalıdır. Uygulamada bu tanımı Rekabet Kurulu yapar. Ancak hukuka aykırı eylem tanımlandıktan sonra bir zarar ve nedensellik analizi yapılabilir çünkü sorumluluğun çıkış noktası hukuka aykırı eylemdir. Rekabet hukukundan kaynaklanan tazminat sorumluluğu açısından ilk yapılması gereken de rekabeti bozan eylemin tanımlanmasıdır.[1]
Tespit edilebilen Yargıtay ve istinaf mercii kararlarının büyük kısmında mahkemeler, hukuka aykırılık unsurunun yani ihlal kararının münhasır olarak Rekabet Kurulunca tespit edilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre adli yargı mercileri, Kurulun verdiği ve kesinleşen ihlal kararlarını bir maddi veya hukuki “vakıa” ve “hukuksal gerçeklik” olarak kabul etmekte ve bundan ayrı bir incelemeye girişmemekte, hukuka aykırılık unsurunu Kurulun kararları çerçevesinde tayin etmektedir. Mahkemeler bu yaklaşımını gerekçelendirirken çeşitli yöntemler kullanmaktadır: Yargı yerleri, kimi zaman Kurul ile ilişkisini bu konuda Kurulun “yetkili” ve “uzman” kuruluş olması ile açıklamaktadır.
Nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin E. 2010/400, K. 2010/1105, T. 01.02.2010 ilamında; “Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi” gerekir şeklinde olup; bu kararda hukuk mahkemesinin fiilin hukuka aykırılığı ile ilgili değerlendirmeyi Rekabet Kurulu kararına bıraktığı görülmektedir.
Yine İstanbul BAM 45. HD., E. 2020/1974, K. 2020/312, T. 14.12.2020 ilamında; emsal kararlarda da işaret edildiği üzere Rekabetin Korunmasına ilişkin 4054 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında, 4054 sayılı yasaya aykırılığın Rekabet Kurulu’nun kararı ile tespit edilmesi ön koşuldur. Teşebbüsler arası ilişkinin rekabete aykırı olup olmadığı ve kanuna aykırılık hali, bu konuda uzman kuruluş olan Rekabet Kurulu’nun rekabetin ihlali kararı ile ispatlanmış olacaktır.” şeklinde olup, yine mahkemenin fiilin hukuka aykırılığını Rekabet Kuruluna bıraktığı görülmektedir.
Yargıtay’ın istikrar kazanmış görünen kararlarından anlaşıldığı üzere, Yargıtay, rekabetin RKHK hükümlerine aykırı bir şekilde ihlâl edilip edilmediğinin tespiti konusunda tek yetkili mercii olarak Rekabet Kurulu’nu görmektedir. Yargıtay içtihatlarının bu yönde gelişmesinde iki temel nedenin yattığını görmekteyiz. Bunlardan ilki ihlâle ilişkin mahkeme kararlarıyla, Kurul kararlarının birbirinden farklılık arz etmesi halinde ortaya çıkacak çelişik karar riskinin ve dolayısıyla hukukî güvenlik sorununun giderilmesi ve böylece usulde etkinliğin de sağlanmasıdır. İkincisi ve kanaatimizce daha etkili olan neden ise, rekabet ihlâllerinin karmaşık yapısı, ihlâlin tespiti bakımından yapılacak incelemelerin derin bir iktisadi analiz ve uzmanlık gerektirmesi ve Kurul’un ihlâlin tespitine ilişkin gerek yetişmiş uzman personel gerekse delillere erişim imkânı bakımından adli mahkemelerden daha iyi imkânlara sahip olmasıdır.[2]
Ezcümle, ister bekletici mesele ister dava şartı olarak ele alınsa dahi, yargılamanın devam ettiği sırada verilen bir Kurul kararı, tazminat yargılamasında ele alınmalıdır. Özellikle taraflardan birisinin veya her ikisinin Kurul kararlarını delil olarak sunmaları halinde, bu kaçınılmaz olacaktır. RKHK m. 44, 14, 15 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde soruşturma esnasında raportörlerin sadece taraflardan değil, diğer ilgililerden de bilgi ve belge talep edebileceği, üçüncü kişilere yönelik olarak da yerinde incelemelerde bulunabileceği, bu suretlerle bilgi ve belge toplayacağı, bunlara aykırılık halinde idari para cezaları düzenlenmiştir. Kurul kararına dayanak oluşturacak soruşturmada, son derece geniş bir şekilde ihlal iddiasına yönelik araştırma ve delilleri toplama faaliyetinin bulunduğu anlaşıldığından, tazminat yargılaması yapan mahkemenin de bunları ve buna dayalı Kurul kararını dikkate alması son derece doğal ve yargılama ilkeleri ile uyumludur.[3] O halde, Rekabet Kurulu kararına dayalı olarak ikame edilecek tazminat davasında mahkeme, fiilin hukuka aykırı olup olmadığı hususunda inceleme yaparken Rekabet Kurulu kararını esas alacak, Rekabet Kurulu kararında ihlal tespit edilmişse, Yerel Mahkeme kararında da fiilin hukuka aykırılığı Rekabet Kurulu kararına göre tespit edilmiş olacaktır. İşte tam da bu nedenle-yukarıda detaylı olarak aktarıldığı üzere- hukuk mahkemeleri Rekabet Kurulu kararlarına dayalı ikame edilecek tazminat davalarında Rekabet Kurulu kararlarının kesinleşmesini aramaktadır.
[1] İsmail G. Esin, Zümrüt Esin, Rekabet Hukuku İhlalleri Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında İlliyet Bağının Tespitine İlişkin Sorunlar, Uygulamalı Rekabet Hukuku Dersleri, s.309-310
[2] Dr.Murat Şahin, Rekabet Hukukunda Tazminat Talepleri, Nisan 2018, On İki Levha Yayıncılık, s.230-231
[3] İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/249 E., 2022/498 K. sayılı ve 22.06.2022 T.ilamı