Anonim şirketlerde kanunen zorunlu organlarından birinin mevcut olmamasına veya genel kurulun toplanmamasına bağlanan en önemli sonuçlardan birisi de şirketin, TTK m. 530 uyarınca feshine karar verilmesidir. TTK m. 530 uyarınca yönetim kurulu ve/veya genel kurulun uzun süreden beri mevcut olmaması şirketin feshini gerektirir. Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri ve şirket alacaklılarının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir.
Organ yokluğu durumu, organın hiç mevcut olmaması şeklinde olabileceği gibi şeklen mevcut olan organın hiç faaliyette bulunmaması biçiminde de tezahür edebilir. Her iki durumda da anonim ortaklığın iradesinin oluşturulup dışa yansıtılması mümkün olmayacağından kanun koyucu ortaklığın feshedilmesini uygun görmüştür.
1. Yetkili Mahkeme ve Görevli Mahkeme
TTK 530.maddesine göre, yetkili ve görevli mahkeme “şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi”dir. Yani söz konusu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi; yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi olarak açıkça düzenlenmiştir. Bununla birlikte anonim şirketlerde zorunlu organ eksikliğinden kaynaklanan fesih davalarına, mahkemeler heyet halinde bakar.
2. Kimler bu davayı ikame edebilir
TTK 530.maddesine göre, anonim şirketin feshini, şirket alacaklıları ve pay sahipleri dava edebilir. Fesih davası açma hakkı, bu sayılanlardan her birine ayrı ayrı tanınmıştır.
3. Bu dava kime karşı ikame edilir ?
Anonim şirketin feshi davasında anonim şirket tüzel kişiliği davalı konumundadır. Bu noktada hangi organ eksikliğine dayanılarak davanın açıldığı hususunun ele alınması gerekmektedir. Davanın, genel kurulun toplanamaması iddiası ile açılması halinde davada şirketi yönetim kurulu temsil edecektir. Yönetim kurulu eksikliğine dayanılarak davanın ikamesi durumunda ise; gerçek anlamda mevcut olmayan ya da şeklen var olmasına rağmen çalışamayan bir yönetim kurulunun, davada şirketi temsil etmesi mümkün olmayacağından, bu durumda şirkete kayyım atanacaktır.
4. Davada şirketi korumak ve faaliyetlerini devam ettirmek için kayyım tayini
Şirketin feshi davasında geçici hukuki koruma tedbiri olarak kayyım tayininin amacı; şirketi fesihten kurtarmak, malvarlığını korumak ve işleyişine devam edebilmesine olanak sağlamaktır. Bu sebeple davalı şirkete, dava sırasında temsile yetkili olan yönetim kurulunun görev süresi bitmişse, dava süresince şirketi temsil amacıyla bir kayyım tayin edilir.
Organ eksikliği sebebiyle açılan bir fesih davasında, mahkemece şirkete kayyım atanırken, TMK. m. 427/f.4 kapsamında gerçekleşmesi gereken şartların varlığı aranacaktır. Bir tüzel kişi olan anonim şirkete kayyım atanması için TMK. m. 427/f.4’e göre varlığı gereken şartlar, “bir malvarlığının bulunması”, “malvarlığının bir tüzel kişiye ait olması”, “tüzel kişinin sahip olduğu malvarlığının yönetimi için gerekli organlarından yoksun olması” ve “tüzel kişinin yönetiminin başka bir yoldan sağlanamaması”dır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi’nin 2023/621 E., 2023/495 K. sayılı ve 11.05.2023 T.ilamı;
“Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. ” şeklinde olup; kayyımın atanmasının şartları ifade edilmiştir.
Yargıtay, genel kurulun toplantıya çağrılmaması halinde mahkemenin bir kayyım atayarak, genel kurulu toplantıya çağırmasına yönelik bir tedbir kararı alabileceğini içtihat etmiştir. Şirketin feshi davasında ise şirket zorunlu organlarından yoksun olduğundan kayyım, ya belirli bir işi yapmak için (örneğin genel kurulu toplantıya çağırmak) ya da yönetim kurulu eksikliğinde yönetimi sağlayabilmek için tayin edilir.
5. Dava neticesinde verilebilecek kararlar
5.1. Davanın konusuz kalması
Şirketin feshi davasında, mahkemece verilen uygun süre içinde eksiklikler giderilirse davacının hukuki yararı kalmadığından davanın konusuz kalması sebebiyle mahkeme bu hususu belirterek davaya son verecektir.
Yargıtay 11. HD., T. 25.02.2019, E. 2017/481, K. 2019/1468
“…Şirkete kayyum atanması suretiyle organ eksikliğinin giderilmesini, organ eksikliğinin giderilememesi halinde ise şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği, yargılama sürecinde şirkete kayyum tayin edilerek organ eksikliği giderildiğinden şirketin feshine karar verilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir…” şeklinde olup; yargılama sürecinde organ eksikliği giderilmesi halinde, şirketin feshine karar verilmeyecektir.
5.2. Şirketin feshine karar verilmesi
Anonim şirkette, organ eksikliğinin ortaya çıkması tek başına fesih sonucunu doğuramaz. Şirketin feshine karar verilebilmesi için bundan başka organ eksikliğinin tespiti yani “sürekli” olma, “şirkete organ eksikliğinin giderilmesi için mahkemece süre verilme” ve nihayetinde “verilen süre içerisinde organ eksikliğinin giderilememesi” de gereklidir.
Süreklilik kavramı, organ eksikliğinin daimi olmasını ifade eder. Buna göre şirket bir süre organ eksikliğine muhatap olmasına rağmen, bu durum sonradan giderilmişse şirketin feshi söz konusu olmayacaktır. Örneğin bir anonim şirketin genel kurulu iki veya dört yıl hiç toplanmadıktan ya da yönetim kurulu iki yıl boyunca sayıca eksik üye ile görev yaptıktan sonra bu eksiklik giderilmişse; geçmişte yaşanan ve artık ortada bulunmayan bu organ eksikliği, fesih sonucu doğuramaz. Dolayısıyla anonim şirketin organ eksikliği sebebiyle feshine karar verilebilmesi için organ eksikliğinin, dava açıldığında “hâlen devam ediyor olması” gereklidir.
Yargıtay da süreklilik şartını aramakta, bu bağlamda yönetim kurulunun toplanamaması veya karar alamamasını organ eksikliği için tek başına yeterli görmeyip, bu durumun “devam etmesi” hâlinde organ eksikliğinin olabileceğini benimsemektedir.
5.2.1. Şirkete süre verilmesi
Organ eksikliğine muhatap olmuş bir şirketin feshine karar verilebilmesi için öncelikle şirkete organ eksikliğinin giderilmesi amacıyla mahkemece “süre” verilmesi de şarttır. Zira süre tanınmadan şirketin feshi yoluna gidilemez.
Fesihten önce şirkete süre verilmesi hususu, emredici nitelikte bir düzenlemedir. Bu sebeple şirketin dava öncesinde organsız olarak geçirdiği süre ne kadar uzun olursa olsun öncelikle şirkete organ eksikliğinin giderilmesi için süre verilmeden derhâl feshe karar verilmesi mümkün değildir.
Mahkeme vereceği süreyi, somut olay şartlarına göre daha uzun veya kısa tutabilme takdir hakkına sahiptir. Mahkeme tarafından verilecek süre, organdaki eksikliğin giderilmesine olanak verecek makul bir süre olmalıdır. Yargıtay, bazı kararlarında organ eksikliğinin tamamlanması için mahkemece verilen bir-iki aylık süreyi “uygun” bulmamıştır. Ancak yine Yargıtay bir kararında verilecek sürenin herhangi bir fayda sağlamayacağı ve neticeyi değiştirmeyeceği anlaşılırsa süre verilmeden de fesih kararı verilebileceğini içtihat etmiştir. Bu sürenin uygulamada, genellikle üç veya altı ay olarak verildiği görülmektedir.
5.2.2. Mahkemece yönetim kurulunun dinlenmesi
Mahkemece, şirkete eksikliğin giderilmesi için süre verilmesinden önce, yönetim kurulunun da dinlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla mahkeme, şirkete süre vermeden önce, yönetim kurulu üyelerini de dinleyecektir.
Hükümden de görüleceği üzere kanun koyucu, maddenin uygulanmasını iki seçimlik şekildeki olguya bağlamıştır. Buna göre anonim şirkette ya uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından birisinin olmaması ya da genel kurul toplanamaması TTK m. 530’un uygulanabilirliğini mümkün kılmaktadır. Buna göre yönetim kurulunun uzun süreden beri toplanamaması, yönetim kurulunun görev süresinin dolması, tüm yönetim kurulu üyelerinin istifa etmiş olması ya da görevden alınmasına rağmen genel kurulca yeni yönetim kuruluna ilişkin seçim yapılamaması veya genel kurulca seçim yapılmasına karşılık genel kurul kararının yokluğunun veya butlanının tespitinin veya iptalinin istenmesi durumlarında yönetim kurulu, gerçek anlamda “yok” olacak ve söz konusu -durumlarda TTK m. 530 gündeme gelecektir.